head in - Türkisch Englisch Wörterbuch

head in

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Bedeutungen von dem Begriff "head in" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 1 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Phrasals
head in v. düz girmek

Bedeutungen, die der Begriff "head in" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 150 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
light in the head n. ahmak
bullet in the head n. kafadaki kurşun
have one's head in the clouds v. aklı bir karış havada olmak
put one's head in the lion's mouth v. tehlikeye atılmak
put one's head in the lion's mouth v. kellesini koltuğuna almak
be in over one's head v. haddini aşmak
be in over one's head v. haddini bilmemek
be in over one's head v. çizmeyi aşmak
bury one's head in the pillow v. kafasını yastığa gömmek
shoot in the head v. başından vurmak
be head-in-the-clouds v. aklı havada olmak
be head-in-the-clouds v. aklı bir karış havada olmak
be in over head v. (su) boyu/boyunu aşmak
get in over head v. (su) boyu/boyunu aşmak
be in a head-on collision v. bir araçla kafa kafaya çarpışmak
get shot in the head v. kafasından vurulmak
knock in the head v. kafaya sert bir darbeyle yaşamına son vermek
light in the head adj. kafasız
queer in the head adj. çatlak
queer in the head adj. kaçık
soft in the head adj. kafasız
light in the head adj. sersemlemiş
sick in the head adj. kafadan hasta
sick in the head adj. kafadan çatlak
weak in the head adj. kafadan kontak
messed up in the head adj. kafası allak bullak olmuş
head-in-the-clouds adj. aklı bir karış havada olan
in the head adv. son tahlilde
head-in-the-clouds adv. hayal alemine dalmış bir şekilde
Phrasals
head in to v. dosdoğru (bir şeyi) yapmak
head in to v. dosdoğru -ya gitmek
head in (to something) v. (bir şeye/yere) düz/ön ön girmek
Phrases
with one's head in the air expr. burnu havada
Proverb
intelligence is in the head not in the age akıl yaşta değil baştadır
Colloquial
a bone in your leg (or head) n. uydurma mazeret
a bone in your leg (or head) n. bahane
a bone in your leg (or head) n. uydurma gerekçe
fall head over heels in love with someone v. birine sırılsıklam aşık olmak
get stuck in one’s head v. kafasına kazınmak
odd in the head adj. terelelli
odd in the head adj. kafadan kontak
touched in the head adj. kafadan çatlak
touched in the head adj. birkaç tahtası eksik
funny in the head adj. kafadan sakat
funny in the head adj. akli dengesi bozuk
funny in the head adj. kafadan çatlak
funny in the head adj. kaçık
with one's head in the clouds expr. ayakları yere basmaz
with one's head in the clouds expr. dalgın
with one's head in the clouds expr. hayal aleminde
odd in the head expr. deli
odd in the head expr. çılgın
odd in the head expr. delirmiş
Idioms
a bone in your leg (or head) n. üşengeçlik yüzünden uydurulan anlamsız bahane
a light bulb goes off in (one's) head n. kafada şimşek çakması
a light bulb goes on in (one's) head n. kafada şimşek çakması
a light bulb goes on in (one's) head n. aklına birden fikir gelmesi
a bone in your leg (or head) n. uydurma mazeret
a light bulb goes off in (one's) head n. aklına birden fikir gelmesi
love-tooth in the head n. sürekli sevgi isteme
love-tooth in the head n. sürekli sevgiye ihtiyaç duyma
eyes in the back of your head n. etrafında olup biten her şeyden haberdar olma
eyes in the back of (one's) head n. arkasındaki göz
eyes in the back of (one's) head n. etrafında olup biten her şeyi bilme/görme
eyes in the back of (one's) head n. etrafında olup biten her şeyin farkında olma
eyes in the back of your head n. etrafında olup biten her şeyi bilme/görme
eyes in the back of your head n. etrafında olup biten her şeyin farkında olma
eyes in the back of your head n. arkandaki göz
eyes in the back of (one's) head n. etrafında olup biten her şeyden haberdar olma
be head over heels in love v. sırılsıklam aşık olmak
be head over heels in love with v. birine sırılsıklam aşık olmak
put one's head in the lion's mouth v. kellesini koltuğuna almak
hide one's head in the sand v. başını kuma gömmek
bury one's head in the sand v. başını kuma gömmek
have windmills in one's head v. başında kavak yelleri esmek
have eyes in the back of one's head v. arkada gözü olmak
put one's head in the lion's mouth v. kelleyi koltuğa almak
put one's head in the lion's mouth v. kelle koltukta
have one's head in the clouds v. başında kavak yelleri esmek
be head over heels in love v. deli gibi sevmek
be head over heels in love v. gönlünü kaptırmak
be head over heels in love v. kara sevdaya düşmek
bury one's head in the sand v. kabullenmemek
not be right in the head v. kafası yerinde olmamak
bury one's head in the sand v. devekuşu gibi başını kuma gömmek
be head over heels in love v. içine aşk ateşi düşmek
be head over heels in love v. aşık olmak
not be right in the head v. aklı başında olmamak
be head over heels in love v. ateş bacayı sarmak
be head over heels in love v. sevdalanmak
bury one's head in the sand v. gerçekleri kabul etmemek
bury one's head in the sand v. sorunları görmezden gelmek
bury one's head in the sand v. gerçeği yok saymak
have one's head in the clouds v. ayakları yere basmamak
have one's head in the clouds v. düş dünyasında yaşamak
have one's head in the clouds v. bulutlarda gezinmek
have one's head in the clouds v. sürekli düş kurmak
have one's head in the clouds v. hayal aleminde yaşamak
place one's head in the lion's mouth v. kendisini tehlikeye atmak
place one's head in the lion's mouth v. kendisini aslanın ağzına atmak
put one's head in the lion's mouth v. kendini tehlikeye atmak
place one's head in the lion's mouth v. kendini ateşe atmak
put one's head in the lion's mouth v. kendisini aslanın ağzına atmak
put one's head in the lion's mouth v. kendini ateşe atmak
have bees in one's head v. aklında tuhaf bir fikir olmak
head over heels in debt v. borç batağına saplanmak
head over heels in debt v. borç içinde yüzmek
head over heels in debt v. borç batağında olmak
be head over heels in love with someone v. birine sırılsıklam aşık olmak
have rocks in one's head v. kafası basmamak
have rocks in one's head v. aptalca davranmak
have rocks in one's head v. aklından zoru olmak
need like a hole in the head v. hiçbir şekilde ihtiyaç duymamak
keep a civil tongue in one's head v. kibar davranmak
keep a civil tongue in one's head v. kibar konuşmak
fall head-over-heels in love v. deliler gibi aşık olmak
fall head-over-heels in love v. deliler gibi sevmek
have eyes in the back of one's head v. arkasında gözleri olmak
bury one's head in the sand like an ostrich v. devekuşu gibi başını kuma sokmak
hide one's head in the sand like an ostrich v. devekuşu gibi başını kuma sokmak
bury one's head in the sand like an ostrich v. devekuşu gibi başını kuma gömmek
have one's head in the sand like an ostrich v. devekuşu gibi başını kuma gömmek
have one's head in the sand like an ostrich v. devekuşu gibi başını kuma sokmak
hide one's head in the sand like an ostrich v. devekuşu gibi başını kuma gömmek
get in over one's head v. başından büyük işlere kalkışmak
be in over one's head v. başından büyük işlere kalkışmak
be in over one's head v. boyunu aşan işlere girişmek
get in over one's head v. boyunu aşan işlere girişmek
hang one's head in shame v. utançla başını eğmek
have eyes in the back of one's head v. kafasının arkasında gözleri olmak
have one's head in the sand v. başını kuma gömmek
be crazy in the head v. aklından zoru olmak
do somebody's head in v. birini mutsuz etmek
do somebody's head in v. birinin kafasını karıştırmak
hide one's head in the sand v. sorunları görmezden gelmek
stick one's head in the sand v. sorunları görmezden gelmek
stick one's head in the sand v. başını kuma gömmek
pound someone's head in v. birini pataklamak
pound someone's head in v. birine dayak atmak
pound someone's head in v. birini dövmek
put something in someone's head v. birinin aklına bir şeyler sokmak
have rocks in one's head v. bir tahtası eksik olmak
be head over heels in love with v. birine ayılıp bayılmak
be in way over one's head v. boyundan büyük işlere kalkışmak
get/be in over one's head v. boyundan büyük işlere kalkışmak
place one's head in a noose v. kendini tehlikeli bir duruma sokmak
put one's head in a noose v. kendi sonunu hazırlamak
stick one's head in a noose v. kendini tehlikeli bir duruma sokmak
put one's head in a noose v. kendini tehlikeli bir duruma sokmak
stick one's head in a noose v. kendi sonunu hazırlamak